top of page

Kendimize karşı yeterince adil miyiz?

Güncelleme tarihi: 6 gün önce

Ötekine karşı adil olmanın ilk şartı önce kendine karşı adil olmaktır.

Yunan mitolojisinde olan adalet ve düzen tanrıçası Themis.

ODTÜ yayıncılık, David A. White'ın "Çocuklar İçin Felsefe" kitabının Türkçe çevirisiyle önemli bir adım attı (1). Bu kitap, filozofların dünya üzerine duydukları merakı ve felsefi düşünceleri basit bir dil ile anlatarak çocuklar için felsefeyi keyifli bir hale getiriyor. Kitabı çocuklarınızla birlikte tartışarak keyifle okumanızı şiddetle öneriyorum.


Kitap, adalet kavramını Platon'un 'Devlet' adlı eserinden alınan bir soru üzerinden tartışmayı sürdürür. İlk örnekte bir yargıya varmanın daha kolay olduğunu gösterdikten sonra, daha karmaşık ikinci bir örnekle devam eder:


Ailenizdeki bir yetişkinin, kendi arkadaşlarından birinin silahını ödünç aldığını düşünün. Silahın ödünç alındığı zamanla, sahibinin onu geri istediği zaman arasında silahın asıl sahibinin akli dengesini yitirdiğini farz edin. Şimdi, adaletin basit tanımına göre hakkaniyetli davranış, ödünç alınan nesnenin geri verilmesini gerektirir. Ancak bu örnekte bir yargıya varmak o kadar da basit değil.


Peki, bu durumda seçeneklerimiz ne olabilir? Adil olan davranış nedir?

1. Silahı vermemek; silahın sahibi akli dengesini yitirmiştir ve silahı ele geçirdiğinde ne yapacağı belirsizdir. Bu durumda adaletin basit tanımına ters bir durum ortaya çıkacaktır.

2. Silahı geri vermek; silah ona aittir, onun malıdır. Adaletin basit tanımına göre, silah sahibinin malı olan silahı geri vermek gerektiği söylenebilir.

Ancak akli dengesini yitirmiş birine silahını geri vermek gerçekten adil bir davranış mıdır?


Peki, başka bir seçenek var mı? Adalet kavramının farklı boyutları ekledikçe tartışma çeşitlenir. Platon'un diyaloglarında adaletin anlamını 300 sayfada sürdürmeye devam eder. Adalet kavramının etik, hukuki, felsefi ve psikolojik yönleriyle tartışılacak birçok yönü vardır.


Adalet, temel olarak diğer bireylere ya da gruplara nasıl davranıldığı meselesi olarak tartışılırken, bir birey olarak kendimizle ilgili olan bir yönü de vardır. Ötekinin bize biçtiği adaletin ötesinde, bazen içimizde gözettiğimiz kendi adalet dengemiz de devreye girer.


Platon, adaletin kendi içimizde başladığını düşünür. Konuşurken, bir davranış gerçekleştirirken ya da seçim yaparken kendimize adil olabilmemiz için kendimizi tanımamızın önemli olduğunu vurgular.


Kendi içsel gereksinimlerimizin yeterince farkında olamadığımızda, birçok konuda adil olma iddiasında olabiliriz, ancak öncelikle kendimize karşı hakkaniyet içinde olamayabiliriz. Bu durumda, kendi ihtiyaçlarımızı gözeten bir tutumdan uzaklaşma riskiyle karşı karşıya kalabiliriz ve kendimizle barışık olamama durumu ortaya çıkabilir. Bu koşullarda, kendine karşı adil olamayan bir birey için dengeli bir ruhsal durumdan bahsetmek zor olacaktır. Dolayısıyla, kendi için adil olamayan birinin başkaları için adil olma iddiası da yeterince anlamlı olmayacaktır.


J. Bowlby'nin tanımladığı güvenli bağlanma dışındaki diğer bağlanma türlerinde görülen kendi ve ötekine adil olma dengesini sürdürememenin günlük psikopatolojiye kaynaklık ettiğini söylemek mümkün.


Geçmişimiz, işimizi zorlaştıran bir gerçek olarak önümüzde durabilir. Ancak, Platon'un vurguladığı gibi, eğer kim olduğumuzu, ne istediğimizi ve hayatımızı nasıl geçirmeyi umduğumuzu düşünerek kendimizi tanımaya çalışırsak, kendimize karşı adil olma konusunda bir şansımız olabiliriz. Geçmişin gölgesinde mahsur kalmak zorunda değiliz; kendimizi anlamak ve kabul etmek, iç huzurumuzu sağlamak ve gelecekte daha adil bir yaşam için temel oluşturabilir.


1. David A. White. Çocuklar İçin Felsefe - 40 Eğlenceli Soru. ODTÜ yayıncılık, 2018.



193 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page