Madde Kullanım Bozuklukları ve Davranışsal Bağımlılıklar

Madde kullanım bozukluğu; alkol, nikotin, bazı ilaçlar veya diğer psikoaktif maddelerin, kişide sağlık ve yaşam sorunlarına yol açmasına rağmen kontrol edilmesinin güçleştiği bir durumdur. Yalnızca kullanılan maddenin miktarıyla değil; kişinin kullanım üzerindeki kontrolü, maddeye verdiği öncelik ve olumsuz sonuçlara rağmen kullanmayı sürdürmesiyle değerlendirilir. Bağımlılık bir irade zayıflığı veya karakter kusuru değildir. Biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birlikte rol oynadığı, tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Tekrarlayan madde kullanımı beynin ödül, öğrenme, karar verme ve dürtü denetimiyle ilişkili sistemlerinde değişikliklere yol açabilir. Bu değişiklikler, kişi bırakmak istese bile kullanımı azaltmayı veya sonlandırmayı güçleştirebilir. Madde kullanım bozuklukları hafiften ağıra değişen bir süreklilik içinde değerlendirilir. Şu belirtilerden bazıları görülebilir: - Planlanandan daha fazla veya uzun süre kullanma - Kullanımı azaltma girişimlerinin başarısız olması - Maddeyi edinmek, kullanmak veya etkilerinden kurtulmak için fazla zaman harcama - Yoğun kullanma isteği - İş, eğitim, aile veya sağlık sorunlarına rağmen kullanımı sürdürme - Önemli etkinlikleri azaltma veya bırakma - Tehlikeli durumlarda kullanma - Aynı etki için giderek daha fazla maddeye ihtiyaç duyma - Kullanım azaltıldığında veya kesildiğinde yoksunluk belirtileri yaşama Tolerans veya yoksunluk her madde kullanım bozukluğunda bulunmak zorunda değildir. Reçeteli bir ilacı doktor kontrolünde kullanırken gelişen fiziksel bağımlılık da tek başına madde kullanım bozukluğu anlamına gelmez. Başlıca gruplar arasında alkol, nikotin/tütün, esrar, opioid, uyarıcı, sakinleştirici-uyutucu, halüsinojen ve uçucu madde kullanımına bağlı bozukluklar yer alır. Bağımlılık yalnızca maddelerle ilişkili değildir. ICD-11’de kumar oynama bozukluğu ve dijital oyun oynama bozukluğu, bağımlılık oluşturan davranışlara bağlı bozukluklar arasında sınıflandırılır. Bununla birlikte sık veya yoğun yapılan her davranış bağımlılık değildir; kontrol kaybı, işlev bozulması ve olumsuz sonuçlara rağmen sürdürme gibi klinik özelliklerin bulunması gerekir. Madde kullanım bozukluklarında psikososyal tedaviler, ilaç tedavileri, zarar azaltma uygulamaları ve sosyal destek birlikte kullanılabilir. Tedavi kişinin kullandığı maddeye, sağlık durumuna ve gereksinimlerine göre planlanır. İyileşme mümkündür; kullanımın yeniden başlaması durumunda kişi suçlanmamalı ve tedavi yeniden değerlendirilmelidir. Aşağıda alkol ve nikotin kullanım bozuklukları başta olmak üzere madde kullanım bozuklukları ve bilimsel sınıflandırmalarda yer alan davranışsal bağımlılıklar hakkında temel bilgilere ulaşabilirsiniz. **Güvenlik uyarısı:** Yoğun alkol veya sakinleştirici-uyutucu ilaç kullanımının aniden bırakılması tehlikeli yoksunluk belirtilerine yol açabilir. Bırakma süreci tıbbi değerlendirmeyle planlanmalıdır. Bilinç kaybı, çok yavaş veya durmuş solunum ya da aşırı doz şüphesinde hemen 112’yi arayın.
Tütün ve Nikotin Kullanım Bozuklukları

Tütün kullanımı; kanser, kalp-damar ve solunum sistemi hastalıkları ile erken ölümlerin önlenebilir başlıca nedenlerinden biridir. Dünya Sağlık Örgütüne göre tütün her yıl, pasif dumana maruz kalanlar dâhil, 7 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açmaktadır. Tütün kullanmanın veya tütün dumanına maruz kalmanın güvenli bir düzeyi yoktur. Bırakmak ise kişinin yaşı, ne kadar süredir veya ne miktarda kullandığı fark etmeksizin sağlık açısından yarar sağlar. Erken yaşta bırakmak yaşam beklentisine yaklaşık 10 yıla kadar katkıda bulunabilir; ancak ileri yaşlarda bırakmak da hastalık ve ölüm riskini azaltır. Tütün Bağımlılığı Nasıl Gelişir? Nikotin, tütün bitkisinde doğal olarak bulunan ve bağımlılık oluşturma potansiyeli yüksek bir maddedir. Beynin ödül ve öğrenme sistemlerini etkileyerek yeniden kullanma isteğini güçlendirebilir. Zamanla tütün kullanımı; kahve içmek, yemek sonrası dinlenmek, araç kullanmak veya stres yaşamak gibi günlük durumlarla öğrenilmiş bir ilişki kazanabilir. Tütün kullanım bozukluğu yalnızca içilen sigara sayısıyla değerlendirilmez. Kullanımı kontrol etmekte zorlanma, bırakma girişimlerinin başarısız olması, yoğun kullanma isteği ve sağlık sorunlarına rağmen kullanımı sürdürme gibi belirtiler dikkate alınır. Sigara Dumanında Neler Bulunur? Sigara dumanında 7.000’den fazla kimyasal madde bulunmaktadır. Bunların en az 69’unun kansere neden olduğu bilinmektedir. Karbon monoksit, benzen, formaldehit, arsenik, kurşun, tütüne özgü nitrozaminler ve radyoaktif polonyum-210 bunlardan bazılarıdır. Nikotin bağımlılığın sürmesinde temel rol oynarken sigaraya bağlı kanser ve organ hasarlarının büyük bölümü tütünün yanmasıyla ortaya çıkan zehirli maddelerden kaynaklanır. Tütün ve Nikotin Ürünleri Başlıca ürünler şunlardır: - Sigara - Puro ve pipo - Nargile - Çiğneme tütünü ve diğer dumansız tütün ürünleri - Maraş otu - Isıtılmış tütün ürünleri - Elektronik sigaralar ve diğer elektronik nikotin sistemleri - Nikotin poşetleri Nargile, ısıtılmış tütün ve dumansız tütün ürünleri sigaraya güvenli alternatifler değildir. Elektronik sigaralar tütün içermeyebilse de çoğunlukla nikotin içerir ve sağlık açısından risksiz değildir. Maraş Otu Nedir? Maraş otu, çoğunlukla *Nicotiana rustica* türü tütün yapraklarının kurutulup öğütülmesi ve külle karıştırılmasıyla hazırlanan dumansız bir tütün ürünüdür. Ağız içinde, dudak veya yanak ile diş eti arasına yerleştirilerek kullanılır. Dumansız olması zararsız olduğu anlamına gelmez. Yüksek miktarda nikotine maruz kalmaya, bağımlılığa, ağız mukozasında hasara, diş eti ve diğer ağız sağlığı sorunlarına yol açabilir. Tütüne özgü kanserojen maddelere maruziyet de devam eder. Tütün Kullanımı Ne Kadar Yaygındır? Türkiye’de 2023 yılında gerçekleştirilen ulusal araştırmaya göre yetişkin nüfusun %34,8’i tütün ürünü kullanmakta, %31,3’ü ise her gün tütün kullanmaktadır. Kullanım oranı erkeklerde %46,1, kadınlarda %23,6 olarak bildirilmiştir. Bu oranlar, tütün kullanımının Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini göstermektedir. Tütün Hangi Hastalıklarla İlişkilidir? Tütün vücuttaki hemen her organa zarar verebilir. Başlıca sağlık sonuçları şunlardır: - Kalp krizi, inme ve periferik damar hastalıkları - Akciğer kanseri başta olmak üzere ağız, boğaz, gırtlak, yemek borusu, mide, pankreas, karaciğer, böbrek, mesane, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserleri - Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, kronik bronşit ve amfizem - Astım belirtilerinde ve solunum yolu enfeksiyonlarında artış - Tip 2 diyabet riskinde artış - Diş eti hastalıkları ve diş kaybı - Katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu - Kemik kaybı ve kırık riskinde artış - Erektil işlev bozukluğu ve doğurganlık sorunları - Gebelik komplikasyonları, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı Az sayıda veya yalnızca ara sıra sigara içmek de güvenli değildir. Günde birkaç sigara bile kalp-damar hastalığı riskini belirgin biçimde artırabilir. Bıraktıktan Sonra Vücutta Neler Değişir? Son sigaradan sonra olumlu değişiklikler kısa sürede başlar ve yıllar boyunca devam eder: - Dakikalar içinde: Kalp hızı düşmeye başlar. - 24 saat içinde: Kandaki nikotin düzeyi sıfıra yaklaşır. - Birkaç gün içinde: Kandaki karbon monoksit düzeyi sigara içmeyen birinin düzeyine iner. - 1–12 ay içinde: Öksürük ve nefes darlığı azalabilir. - 1–2 yıl içinde: Kalp krizi riski belirgin biçimde düşer. - 3–6 yıl içinde: Koroner kalp hastalığına bağlı ek risk yaklaşık yarıya iner. - 5–10 yıl içinde: İnme riski azalır; ağız, boğaz ve gırtlak kanserlerine bağlı ek risk yaklaşık yarıya iner. - 10–15 yıl içinde: Akciğer kanserine bağlı ek risk yaklaşık yarıya düşer. - 15 yıl içinde: Koroner kalp hastalığı riski, sigara içmeyen birinin riskine yaklaşır. Bırakmak KOAH’ı tamamen ortadan kaldırmayabilir ancak hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir ve solunum belirtilerini azaltabilir. Pasif Tütün Dumanı Zararlı mıdır? Pasif tütün dumanına maruz kalmanın güvenli bir düzeyi yoktur. Kısa süreli maruziyet bile kalp ve damar sistemini etkileyebilir. Pasif duman: - Erişkinlerde kalp hastalığı, inme ve akciğer kanserine neden olabilir. - Gebelikte bebeğin gelişimini ve doğum ağırlığını olumsuz etkileyebilir. - Bebeklerde ani bebek ölümü sendromu riskini artırabilir. - Çocuklarda astım atakları, solunum yolu ve orta kulak enfeksiyonlarına yol açabilir. Pencere açmak, başka bir odada içmek veya havalandırma kullanmak maruziyeti ortadan kaldırmaz. Ev ve araçların tamamen dumansız tutulması gerekir. Nikotin Yoksunluğunda Neler Yaşanabilir? Tütün bırakıldıktan sonra şu belirtiler görülebilir: - Yoğun sigara içme isteği - Sinirlilik, huzursuzluk veya kaygı - Dikkati toplamakta güçlük - Uyku değişiklikleri - İştah artışı - Çökkün ruh hâli - Kabızlık veya başka sindirim yakınmaları Belirtiler genellikle ilk saatler veya günler içinde başlar, ilk hafta içinde daha yoğun olabilir ve çoğunlukla birkaç hafta içinde hafifler. Sigara içme isteği bazı kişilerde daha uzun süre dönemsel olarak ortaya çıkabilir. Bu belirtiler başarısızlık göstergesi değil, nikotin yoksunluğunun beklenen bir parçasıdır. Tütün Kullanımı Nasıl Tedavi Edilir? Davranışsal destek ile ilaç tedavisinin birlikte kullanılması, bırakma başarısını artıran en etkili yaklaşımlardan biridir. Kanıta dayalı ilaç seçenekleri arasında: - Nikotin bandı, sakızı veya pastili gibi nikotin yerine koyma tedavileri - Vareniklin - Bupropion - Bazı ülkelerde kullanılan sitizin bulunur. Uzun etkili nikotin bandının sakız veya pastil gibi kısa etkili bir nikotin ürünüyle birlikte kullanılması, tek bir nikotin ürününden daha etkili olabilir. İlaç seçimi; kullanılan diğer ilaçlar, bedensel ve ruhsal hastalıklar, gebelik veya emzirme durumu ve önceki bırakma deneyimleri değerlendirilerek yapılır. İlaçlar doktor önerisi olmadan başlanmamalıdır. Sigaranın bırakılması bazı psikiyatri ilaçlarının kandaki düzeyini değiştirebilir. Düzenli ilaç kullanıyorsanız bırakma planınızı doktorunuzla paylaşın. Bırakma Planı Nasıl Hazırlanabilir? - Sizin için anlamlı bir bırakma tarihi belirleyin. - Bırakma nedenlerinizi yazın ve görünür bir yerde tutun. - Yakınlarınıza bırakma kararınızı bildirin ve nasıl destek olabileceklerini açıklayın. - Sigara, çakmak ve kül tablalarını bulunduğunuz ortamlardan kaldırın. - Kahve, alkol, yemek sonrası veya stres gibi tetikleyicilerinizi belirleyin. - Sigara isteği geldiğinde kısa yürüyüş, su içme, şekersiz sakız çiğneme veya birini arama gibi alternatifler planlayın. - Sigara içilmeyen ortamları tercih edin ve çevrenizdekilerden yanınızda içmemelerini isteyin. - Kilo artışı kaygısıyla bırakmayı ertelemeyin; düzenli hareket ve dengeli beslenmeyle bu durum yönetilebilir. - Bir kez sigara içmeniz bütün çabanızın boşa gittiği anlamına gelmez. Nedenini değerlendirip bırakma planınıza yeniden dönün. Birçok kişinin kalıcı olarak bırakmadan önce birden fazla girişimde bulunması olağandır. Her girişim, tetikleyicilerinizi ve hangi desteğe ihtiyaç duyduğunuzu öğrenmenize yardımcı olabilir. Nereden Destek Alabilirsiniz? - ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı 7 gün 24 saat destek vermektedir. - 182 üzerinden veya MHRS kullanılarak sigara bırakma polikliniklerinden randevu alınabilir. - [ALO 171](https://alo171.saglik.gov.tr) üzerinden bilgiye ve sigara bırakma polikliniklerinin listesine ulaşılabilir. Elektronik Sigara Bırakmaya Yardımcı Olur mu? Elektronik sigaralar bir sıvıyı ısıtarak solunan bir aerosol oluşturur. Aerosol nikotin, ince parçacıklar, aroma maddeleri ve başka zararlı kimyasallar içerebilir. Elektronik sigara aerosolü genellikle sigara dumanından daha az sayıda zararlı madde içerir; ancak bu ürünlerin güvenli olduğu anlamına gelmez. Uzun dönem sağlık etkileri henüz bütünüyle bilinmemektedir. 2025 tarihli Cochrane incelemesi, araştırmalarda kullanılan düzenlenmiş nikotinli elektronik sigaraların bazı yetişkinlerin sigarayı bırakmasına nikotin yerine koyma tedavilerinden daha fazla yardımcı olabildiğini göstermiştir. Bununla birlikte: - Bulgular kontrol edilmiş araştırma ürünlerine aittir; içeriği belirsiz ürünlere genellenemez. - Uzun dönem sağlık riskleri hakkında önemli belirsizlikler sürmektedir. - Sigara ve elektronik sigaranın birlikte kullanılması, sigarayı tamamen bırakmakla aynı sağlık yararını sağlamaz. - Elektronik sigaralar nikotin bağımlılığını sürdürebilir. - Sigara kullanmayanların, çocuk ve ergenlerin, gebelerin bu ürünlere başlamaması gerekir. Elektronik sigara, ruhsatlı ve standart dozlu nikotin yerine koyma ürünleriyle aynı değildir. Sigarayı bırakmak isteyen kişiler için ilk yaklaşım; sağlık uzmanı desteği, davranışsal danışmanlık ve etkinliği ile güvenliği daha iyi belirlenmiş tedavilerin değerlendirilmesidir. Hangi yöntemin uygun olduğuna kişisel sağlık durumunuz ve Türkiye’deki güncel düzenlemeler dikkate alınarak doktorunuzla birlikte karar verilmelidir.
Alkol Kullanımıyla İlişkili Bozukluklar

Alkollü içeceklerde bulunan etanol; beyni ve vücudun diğer organlarını etkileyen, zehirleyici ve bağımlılık oluşturabilen psikoaktif bir maddedir. Alkolün yasal veya toplumsal olarak kabul gören bir madde olması sağlık açısından risksiz olduğu anlamına gelmez. Alkol; hastalıkların yanı sıra trafik ve iş kazaları, şiddet, kendine zarar verme, ilişkisel sorunlar ve işlev kaybıyla ilişkilidir. Dünya Sağlık Örgütüne göre 2019 yılında dünya genelinde yaklaşık 2,6 milyon ölüm alkol kullanımına bağlanmıştır. Yaklaşık 400 milyon kişi bir alkol kullanım bozukluğuyla yaşamaktadır. Alkol için herkes açısından geçerli, tamamen güvenli bir tüketim düzeyi belirlenememiştir. Özellikle kanser riski bakımından güvenli bir alt sınır yoktur. Tüketilen miktar ve kullanım sıklığı arttıkça sağlık riski de genel olarak artar. Türkiye’de Alkol Kullanımı Türkiye’de 2023 yılında gerçekleştirilen ulusal araştırmada katılımcıların %81’i yaşamları boyunca hiç alkol kullanmadığını bildirmiştir. Bununla birlikte katılımcıların %5,9’u son 30 gün içinde tek seferde yüksek miktarda alkol tüketmiştir. Bu davranış erkeklerde yaklaşık üç kat daha sık görülmüştür. Standart İçki Nedir? “Standart içki”, farklı içeceklerde bulunan saf alkol miktarını karşılaştırmak için kullanılan bir ölçüdür. Tanımı ülkeden ülkeye değişebilir. Dünya Sağlık Örgütünün AUDIT tarama aracında bir standart içki yaklaşık 10 gram saf alkol olarak kabul edilir. Bu miktar yaklaşık olarak: - 250 ml, %5 alkollü bira - 100 ml, %12 alkollü şarap - 30 ml, %40 alkollü damıtılmış içki içinde bulunur. İçeceğin alkol oranına ve sunulan porsiyona göre bir bardak veya şişe birden fazla standart içki içerebilir. Rakı gibi alkol oranı daha yüksek içeceklerde aynı hacim daha fazla saf alkol içerir. Standart içki hesabı tüketimi izlemeye yardımcı olur; “güvenli içki miktarı” göstermez. Alkolün Sağlık Üzerindeki Etkileri # Beyin ve Sinir Sistemi Alkol; dikkat, bellek, denge, konuşma, karar verme ve dürtü kontrolünü bozabilir. Yüksek miktarda kullanım hafıza boşluklarına, bilinç kaybına, kazalara ve solunumun baskılanmasına neden olabilir. Uzun süreli yoğun kullanım; sinir hasarı, bilişsel bozulma, Wernicke ensefalopatisi ve Korsakoff sendromu gibi ciddi nörolojik tablolara yol açabilir. Ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde beyin gelişimi devam ettiği için bu yaşlarda alkol kullanımının etkileri ayrıca önem taşır. # Kalp ve Damar Sistemi Alkol kullanımı yüksek tansiyon, kalp ritmi bozuklukları, kalp kası hastalığı ve inme riskini artırabilir. Tek seferde yüksek miktarda alkol almak da kalp ritmini ve dolaşım sistemini olumsuz etkileyebilir. # Karaciğer ve Pankreas Alkol; karaciğer yağlanması, alkole bağlı hepatit, fibrozis ve siroza neden olabilir. Akut veya kronik pankreatit gelişme riskini de artırır. # Sindirim ve Beslenme Mide ve yemek borusunda tahriş, reflü, gastrit ve sindirim sistemi kanamaları görülebilir. Yoğun kullanım beslenme bozukluğuna ve özellikle B1 vitamini başta olmak üzere vitamin eksikliklerine yol açabilir. # Kanser Alkol, insanlar için kanser yaptığı kesin olarak bilinen maddeler arasında sınıflandırılmıştır. Aşağıdaki kanserlerle nedensel ilişkisi bulunmaktadır: - Ağız ve yutak kanserleri - Gırtlak kanseri - Yemek borusu kanseri - Karaciğer kanseri - Kalın bağırsak ve rektum kanseri - Meme kanseri Kanser riski düşük miktarlarda da başlayabilir ve tüketim arttıkça yükselir. Alkol ile tütünün birlikte kullanılması özellikle ağız, boğaz ve yemek borusu kanserlerinin riskini daha fazla artırır. # Ruh Sağlığı Alkol kısa süreli rahatlama hissi verebilse de kaygı, depresyon, uyku bozukluğu ve dürtü kontrolü sorunlarını ağırlaştırabilir. Bazı psikiyatrik ilaçların etkisini değiştirebilir ve yan etkilerini artırabilir. Alkol kullanımı kendine zarar verme ve intihar riskiyle de ilişkilidir. # Gebelik ve Üreme Sağlığı Gebelikte alkol kullanımının güvenli olduğu gösterilmiş bir miktar veya dönem yoktur. Alkol plasentadan geçerek fetal alkol spektrum bozukluklarına ve yaşam boyu sürebilen gelişimsel, bilişsel ve davranışsal sorunlara neden olabilir. Gebelik planlayan, gebe olan veya emziren kişilerin alkol kullanmaması en güvenli yaklaşımdır. Alkol ayrıca doğurganlığı, cinsel işlevleri ve adet düzenini etkileyebilir. Alkol Güvenliği Nasıl Etkiler? Alkol karar verme, dikkat, tepki süresi ve koordinasyonu bozarak şu riskleri artırabilir: - Trafik, iş ve ev kazaları - Düşme, yanık ve boğulma - Şiddete maruz kalma veya şiddet davranışı - Korunmasız veya istenmeyen cinsel davranışlar - İş, eğitim ve ekonomik sorunlar - Kendine zarar verme ve intihar Alkol alınmışsa araç veya makine kullanılmamalıdır. Kahve içmek, duş almak veya kısa süre beklemek sürüş yeteneğini güvenli hâle getirmez. Kimler Alkol Kullanmamalıdır? Aşağıdaki durumlarda alkolden tamamen kaçınmak en güvenli yaklaşımdır: - Gebelik, gebelik planı veya emzirme - Araç veya makine kullanma - Türkiye’de yasal yaş sınırı olan 18 yaşın altında olma - Alkolle etkileşebilen ilaçlar kullanma - Alkolün ağırlaştırabileceği karaciğer, pankreas, kalp veya ruhsal hastalıklara sahip olma - Alkol kullanımını kontrol etmekte zorlanma - Geçmişte alkol kullanım bozukluğu veya ciddi yoksunluk yaşama Kullandığınız ilaçla alkolün etkileşip etkileşmediğini doktorunuza veya eczacınıza danışın. Alkol Zehirlenmesi Alkol zehirlenmesi, kandaki alkol miktarının beynin solunum, kalp hızı, bilinç ve vücut ısısını düzenleyen merkezlerini baskılayacak düzeye ulaşmasıdır. Kalıcı beyin hasarına veya ölüme yol açabilir. Tehlike belirtileri şunlardır: - Uyandırılamama veya bilincin giderek azalması - Zihin karışıklığı - Tekrarlayan kusma - Nöbet - Yavaş, düzensiz veya aralıklı solunum - Soluk, morarmış veya soğuk ve nemli cilt - Vücut ısısında belirgin düşme - Koruyucu reflekslerin azalması Alkol; opioidler, benzodiazepinler, uyku ilaçları veya başka sakinleştirici maddelerle birlikte alındığında solunumun durması ve ölüm riski belirgin biçimde artar. Alkol Zehirlenmesinde Ne Yapılmalı? Alkol zehirlenmesi şüphesinde bütün belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden 112’yi arayın. Yardım gelene kadar: - Kişiyi yalnız bırakmayın. - Bilinci kapalı ancak normal nefes alıyorsa kişiyi yan yatırarak hava yolunu açık tutun. - Kusuyorsa boğulmasını önlemek için başını yana çevirin. - Üzerini örterek sıcak tutun. - Normal nefes almıyorsa 112’nin yönlendirmesini izleyin; biliyorsanız temel yaşam desteğine başlayın. - İçtiği alkol, kullandığı ilaç veya maddeler hakkında sağlık ekibine bilgi vermeye çalışın. Kusturmaya çalışmayın; kahve, soğuk duş veya yürütme uygulamayın. Bilinci azalmış kişiye yiyecek, içecek veya ilaç vermeyin. Kişi içmeyi bırakmış olsa bile mide ve bağırsaklardan alkol emilimi devam ederek durumunu ağırlaştırabilir. Alkol Kullanım Bozukluğu Nedir? Alkol kullanım bozukluğu (AKB), olumsuz sağlık, ilişki veya iş sonuçlarına rağmen alkol kullanımını azaltma ya da kontrol etme yeteneğinin bozulduğu tıbbi bir durumdur. “Alkolizm” yerine, damgalamayı azaltan ve farklı şiddet düzeylerini kapsayan “alkol kullanım bozukluğu” terimi tercih edilir. Tanı için aşağıdaki belirtilerden en az ikisinin aynı 12 aylık dönemde bulunması gerekir: - Planlanandan daha fazla veya uzun süre alkol kullanma - Azaltmak veya bırakmak isteyip bunu başaramama - Alkolü edinmek, kullanmak veya etkilerinden kurtulmak için fazla zaman harcama - Yoğun alkol kullanma isteği - Ev, iş veya okul sorumluluklarını yerine getirememe - İlişki sorunlarına rağmen kullanmayı sürdürme - Önemli sosyal, mesleki veya eğlence etkinliklerini azaltma - Tehlikeli durumlarda tekrar tekrar alkol kullanma - Alkolün neden olduğu veya ağırlaştırdığı sağlık sorunlarına rağmen kullanma - Aynı etki için giderek daha fazla alkole ihtiyaç duyma - Kullanım azaldığında yoksunluk belirtileri yaşama veya bunları önlemek için alkol alma Belirti sayısına göre bozukluk hafif, orta veya ağır olarak değerlendirilir. Tolerans veya yoksunluk bulunmaması, alkol kullanım bozukluğu olmadığı anlamına gelmez. Alkol Kullanımınızın Sorun Oluşturduğunu Nasıl Anlayabilirsiniz? Şu durumlar değerlendirme almanın yararlı olabileceğini gösterebilir: - Ne kadar içeceğinizi kontrol etmekte zorlanmanız - Alkol nedeniyle pişman olduğunuz davranışlar yaşamanız - Yakınlarınızın kullanımınızdan kaygı duyması - İş, ilişki, sağlık veya ekonomik sorunların ortaya çıkması - İçmediğinizde titreme, terleme veya huzursuzluk yaşamanız - Alkolü uyumak, sakinleşmek veya duygularınızla baş etmek için kullanmanız - Kullanımınızı gizlemeniz veya miktarını olduğundan az göstermeniz - Bırakma girişimlerinizin sonuçsuz kalması Alkol kullanım bozukluğu karakter zayıflığı değildir. Utanç ve damgalanma yardım aramayı geciktirebilir; erken değerlendirme tedavi seçeneklerini artırır. Alkol Yoksunluğu Uzun süreli ve yoğun alkol kullanımından sonra tüketimin birden azaltılması veya kesilmesi yoksunluğa yol açabilir. Belirtiler birkaç saat içinde başlayabilir ve ilk günlerde ağırlaşabilir. Belirtiler şunları içerebilir: - El titremesi - Terleme ve çarpıntı - Kaygı, huzursuzluk ve uykusuzluk - Bulantı veya kusma - Baş ağrısı - Tansiyon ve nabız yükselmesi - Varsanı - Nöbet - Bilinç ve yönelim bozukluğu **Deliryum tremens**; belirgin zihin karışıklığı, dikkat bozukluğu, ajitasyon, varsanılar ve bedensel dengesizlikle seyreden, yaşamı tehdit eden bir yoksunluk tablosudur. Her gün veya yüksek miktarda alkol kullanan, daha önce yoksunluk nöbeti ya da deliryum geçiren, ciddi bedensel veya ruhsal hastalığı bulunan kişiler alkolü kendi başına aniden kesmemelidir. Güvenli bırakma planı için gecikmeden tıbbi değerlendirme alınmalıdır. Nöbet, varsanı, bilinç bulanıklığı, ağır titreme veya belirgin ajitasyon varsa 112 aranmalı veya acil servise başvurulmalıdır. Alkol Kullanım Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir? Tedavi kişinin kullanım örüntüsüne, yoksunluk riskine, bedensel ve ruhsal durumuna, sosyal koşullarına ve hedeflerine göre planlanır. Bazı kişiler ayaktan tedavi edilebilirken ciddi yoksunluk riski bulunanların hastanede izlenmesi gerekebilir. Tedavi şu bileşenlerden oluşabilir: # Tıbbi Olarak Desteklenen Yoksunluk Tedavisi Yoksunluk belirtileri ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Sıvı-elektrolit dengesi, beslenme durumu ve B1 vitamini eksikliği değerlendirilir. Yoksunluk tedavisi yalnızca ilk aşamadır; tek başına uzun dönem tedavi yerine geçmez. # Psikososyal Tedaviler - Motivasyonel görüşme - Bilişsel davranışçı terapi - Riskli durumlarla başa çıkma ve yeniden kullanımı önleme çalışmaları - Aile veya çift terapisi - Grup tedavileri - Kişinin tercihine göre karşılıklı yardım grupları # İlaç Tedavileri Alkol kullanımını azaltmaya veya alkolsüzlüğü sürdürmeye yardımcı olmak amacıyla naltrekson, akamprosat veya belirli durumlarda disülfiram kullanılabilir. Her ilaç herkes için uygun değildir. Naltrekson opioid ilaçlarla birlikte kullanılamaz ve bazı karaciğer hastalıklarında uygun olmayabilir. Akamprosatın böbrek işlevlerine göre değerlendirilmesi gerekir. Disülfiram alkolle tehlikeli reaksiyonlara yol açabileceğinden yalnızca iyi bilgilendirilmiş ve uygun şekilde izlenen kişilerde kullanılır. Tedavi seçimi psikiyatrist tarafından yapılmalıdır. İyileşme Mümkün müdür? Alkol kullanım bozukluğunda iyileşme mümkündür. Tedavinin hedefi bazı kişilerde alkolden tamamen uzak durmak, bazı kişilerde ise başlangıçta tüketimi ve zararları azaltmak olabilir. Orta veya ağır bağımlılık, ciddi sağlık sorunu ve önceki kontrol kaybı bulunan kişiler için alkolsüzlük genellikle en güvenli hedeftir. Alkolün yeniden kullanılması tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Tetikleyicilerin, tedavi planının ve ihtiyaç duyulan desteklerin yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Nereden Yardım Alabilirsiniz? - Bir psikiyatri uzmanına veya bağımlılık alanında çalışan bir sağlık kuruluşuna başvurabilirsiniz. - AMATEM birimleri ayaktan ve gerektiğinde yatarak değerlendirme ve tedavi sunar. Randevu koşulları kuruma göre değişmekle birlikte 182 veya MHRS üzerinden bilgi alınabilir. - YEDAM 115 Danışma Hattı, alkol kullanım sorunu yaşayan kişilere ve yakınlarına ücretsiz psikososyal destek ve yönlendirme sağlar. - Zehirlenme, ağır yoksunluk, nöbet, bilinç değişikliği veya kendine zarar verme riski varsa 112’yi arayın.

Madde Kullanım Bozuklukları

Madde kullanım bozukluğu; alkol, uyuşturucu veya bazı ilaçların kullanımının sağlık, ilişkiler, eğitim ya da çalışma yaşamında sorunlara yol açmasına rağmen kontrol edilmekte güçlük çekilmesiyle karakterize, tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Madde kullanımı olan herkeste bağımlılık gelişmez. Tanı; kullanılan maddenin türünden çok, kullanım üzerindeki kontrolün azalması ve ortaya çıkan olumsuz sonuçlar dikkate alınarak konur. Madde kullanım bozukluğu hafif, orta veya ağır düzeyde olabilir. “Bağımlılık” terimi genellikle bozukluğun daha ağır biçimleri için kullanılır. Madde kullanım bozukluğu bir irade veya karakter sorunu değildir. Biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birlikte rol oynadığı karmaşık bir durumdur. Madde kullanım bozukluğu nasıl anlaşılır? Tanı, psikiyatri hekimi tarafından yapılan kapsamlı değerlendirmeyle konur. Son 12 ay içinde aşağıdaki alanlarda yaşanan sorunlar incelenir: - Maddenin planlanandan daha fazla veya uzun süre kullanılması - Kullanımı azaltma ya da bırakma girişimlerinin sonuçsuz kalması - Maddeyi edinmek, kullanmak veya etkilerinden kurtulmak için çok zaman harcanması - Yoğun kullanma isteği duyulması - İş, eğitim veya aile sorumluluklarının aksaması - İlişkilerde sorunlara rağmen kullanımın sürdürülmesi - Önemli sosyal ve kişisel etkinliklerden uzaklaşılması - Tehlikeli durumlarda kullanım - Fiziksel veya ruhsal zarar bilinmesine rağmen kullanmaya devam edilmesi - Aynı etkiyi elde etmek için giderek daha fazla maddeye ihtiyaç duyulması - Madde azaltıldığında veya bırakıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması Bu belirtilerden iki ya da üçünün bulunması hafif, dört ya da beşinin bulunması orta, altı veya daha fazlasının bulunması ağır düzeyde madde kullanım bozukluğunu düşündürür. Tolerans ve yoksunluk her madde için görülmez ve tanı konulması için zorunlu değildir. Bir ilacın doktor gözetiminde kullanılması sırasında yalnızca tolerans veya yoksunluk gelişmesi, tek başına madde kullanım bozukluğu anlamına gelmez. Hangi maddelerle ilişkili olabilir? Madde kullanım bozuklukları başlıca şu maddelerle ilişkili olabilir: - Esrar ve sentetik kannabinoidler - Opioidler - Kokain, amfetamin ve metamfetamin gibi uyarıcılar - Sakinleştirici, uyku verici ve kaygı giderici ilaçlar - Halüsinojen ve dissosiyatif maddeler - Uçucu maddeler - Sentetik katinonlar ve diğer yeni psikoaktif maddeler - Birden fazla maddenin birlikte kullanımı Alkol, nikotin ve reçeteli ilaçların amacı dışında kullanılması da kullanım bozukluğuna yol açabilir. Madde kullanım bozukluğu neden gelişir? Tek bir neden yoktur. Genetik yatkınlık, erken yaşta kullanmaya başlama, çocukluk çağı olumsuz yaşantıları, travma, aile ve sosyal çevre, maddeye erişim, stres, dürtüsellik ve eşlik eden ruhsal hastalıklar riski etkileyebilir. Tekrarlayan madde kullanımı beynin ödül, stres, öğrenme ve karar verme sistemlerinde değişikliklere neden olabilir. Bu değişiklikler kişinin kullanma isteğini kontrol etmesini güçleştirebilir. Bununla birlikte etkiler kişiden kişiye değişir ve tedaviyle beynin işlevlerinde ve kişinin yaşamında önemli iyileşmeler sağlanabilir. Eşlik eden ruhsal hastalıklar Depresyon, anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bipolar bozukluk ve psikotik bozukluklar madde kullanımına eşlik edebilir. Madde kullanımı bazı ruhsal belirtileri başlatabilir veya ağırlaştırabilir; ruhsal güçlükler de madde kullanım riskini artırabilir. Bu nedenle madde kullanımı ve eşlik eden ruhsal hastalıkların birlikte değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi önemlidir. Madde kullanım bozukluğu nasıl tedavi edilir? Tedavi; kullanılan maddeye, kullanım biçimine, fiziksel ve ruhsal sağlık durumuna, kişinin ihtiyaçlarına ve tedavi hedeflerine göre planlanır. Herkes için geçerli tek bir tedavi yöntemi yoktur. Tedavide şu yaklaşımlardan yararlanılabilir: - Tıbbi değerlendirme ve gerekli laboratuvar incelemeleri - Yoksunluk belirtilerinin güvenli biçimde yönetilmesi - Motivasyonel görüşme - Bilişsel davranışçı terapi - Ödüllendirmeye dayalı davranışsal müdahaleler - Aile ve çift çalışmaları - Grup terapileri ve akran desteği - Eşlik eden ruhsal ve bedensel hastalıkların tedavisi - Barınma, eğitim, çalışma ve sosyal destek gereksinimlerine yönelik hizmetler - Nüksü önleme ve kriz planı oluşturulması Yoksunluk tedavisi çoğu zaman sürecin yalnızca ilk aşamasıdır. Kalıcı iyileşme için tıbbi, psikolojik ve sosyal desteğin yeterli süre devam etmesi gerekebilir. # Opioid kullanım bozukluğu Opioid kullanım bozukluğunda metadon veya buprenorfinle sürdürülen tedaviler ölüm ve aşırı doz riskini azaltabilir. Uygun kişilerde, opioidlerden arındırma süreci tamamlandıktan sonra naltrekson kullanılabilir. Tedavi seçimi hekimle birlikte, kişinin gereksinimleri ve tıbbi durumu değerlendirilerek yapılır. Aşırı doz riski bulunan kişilerin ve yakınlarının nalokson hakkında bilgilendirilmesi ve mümkün olduğunda bu ilaca erişebilmesi hayat kurtarıcı olabilir. # Uyarıcı ve esrar kullanım bozuklukları Uyarıcı veya esrar kullanım bozukluklarında herkese uygun, etkinliği kesinleşmiş tek bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Bilişsel davranışçı terapi, motivasyonel görüşme ve olumlu davranışları ödüllendiren yapılandırılmış programlar tedavinin temelini oluşturur. Eşlik eden uyku, depresyon, anksiyete veya psikotik belirtiler ayrıca değerlendirilir. # Sakinleştirici ve uyku verici ilaçlar Benzodiazepin ve benzeri ilaçların uzun süreli kullanımından sonra aniden bırakılması nöbet ve ağır yoksunluk belirtilerine neden olabilir. Bu ilaçlar doktor gözetiminde, kişiye özel bir programla kademeli olarak azaltılmalıdır. İyileşme mümkün müdür? Madde kullanım bozukluklarında iyileşme ve uzun süreli remisyon mümkündür. Bazı kişilerde kullanım yeniden başlayabilir. Bu durum tedavinin başarısız olduğu veya kişinin iyileşemeyeceği anlamına gelmez; tedavi planının yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Tedavi süresi kişiden kişiye değişir. Düzenli takip, güvene dayalı tedavi ilişkisi ve sosyal destek iyileşme olasılığını artırır. Aşırı doz ve acil durum belirtileri Aşağıdaki durumlarda derhâl 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır: - Kişinin uyandırılamaması veya bilincini kaybetmesi - Solunumun çok yavaşlaması, düzensizleşmesi ya da durması - Dudaklarda veya tırnaklarda morarma - Nöbet - Şiddetli göğüs ağrısı veya çarpıntı - Aşırı vücut sıcaklığı - Şiddetli ajitasyon, saldırganlık veya bilinç bulanıklığı - Gerçekle bağın belirgin biçimde bozulması Eroin aşırı dozundan şüpheleniliyorsa ve kişi yalnız bırakılmamalı; 112 görevlisinin yönlendirmeleri izlenmelidir. Opioidlerin alkol, benzodiazepin veya diğer sakinleştirici maddelerle birlikte kullanılması solunumun durması ve ölüm riskini belirgin biçimde artırır. Ne zaman yardım alınmalıdır? Madde kullanımını kontrol etmekte zorlanıyorsanız, bırakma girişimleriniz sonuç vermiyorsa veya kullanım sağlığınızı, ilişkilerinizi ya da günlük yaşamınızı etkiliyorsa psikiyatri uzmanına başvurabilirsiniz. Türkiye’de psikiyatri ve AMATEM poliklinikleri için MHRS veya 182 üzerinden randevu alınabilir. YEDAM 115, madde, alkol, tütün ve davranışsal bağımlılıklar konusunda ücretsiz psikososyal destek sağlamaktadır. Bilinç kaybı, aşırı doz, nöbet veya ağır yoksunluk belirtilerinde 112 aranmalıdır.
Davranışsal Bağımlılıklar

Davranışsal bağımlılıklar, bir madde kullanılmadan gerçekleştirilen bazı ödüllendirici davranışların kontrol edilememesi ve ciddi olumsuz sonuçlara rağmen sürdürülmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluklardır. Bir davranışın sık yapılması, kişiye haz vermesi veya alışkanlığa dönüşmesi tek başına bağımlılık anlamına gelmez. Bozukluktan söz edilebilmesi için kişinin davranış üzerindeki kontrolünün belirgin biçimde azalması ve kişisel, ailevi, sosyal, akademik, mesleki ya da ekonomik işlevselliğinin zarar görmesi gerekir. Hangi davranışsal bağımlılıklar resmen tanınmaktadır? Dünya Sağlık Örgütünün ICD-11 sınıflandırmasında kumar oynama bozukluğu ve oyun oynama bozukluğu, bağımlılık davranışlarına bağlı bozukluklar arasında yer alır. DSM-5-TR sınıflandırmasında kumar oynama bozukluğu, maddeyle ilişkili olmayan bir bağımlılık bozukluğu olarak kabul edilir. İnternet oyun oynama bozukluğu ise daha fazla araştırılması gereken bir durum olarak ele alınır. Sorunlu internet, sosyal medya, akıllı telefon, alışveriş, egzersiz veya pornografi kullanımı klinik açıdan önemli olabilir. Ancak bunların tamamı güncel tanı sistemlerinde ayrı birer “bağımlılık” hastalığı olarak kabul edilmemektedir. Değerlendirmede davranışın kendisinden çok kontrol kaybı, yol açtığı zararlar ve eşlik eden ruhsal sorunlar incelenir. # Kumar oynama bozukluğu Kumar oynama bozukluğu; bahis, şans oyunları, piyango, casino oyunları veya benzeri etkinliklerin kişinin yaşamında belirgin sorunlara yol açmasına rağmen kontrol edilememesi ve tekrarlayıcı biçimde sürdürülmesidir. Son 12 ay içinde aşağıdakilerden en az dördünün bulunması kumar oynama bozukluğunu düşündürür: - İstenen heyecanı yaşayabilmek için giderek daha fazla parayla oynama ihtiyacı - Kumar oynamayı azaltırken huzursuzluk veya sinirlilik yaşama - Kontrol etme, azaltma ya da bırakma girişimlerinin sonuçsuz kalması - Zihnin sık sık kumarla, para bulmayla veya yeni oyunlarla meşgul olması - Sıkıntılı, kaygılı ya da çökkün hissedildiğinde kumara yönelme - Kaybedilen parayı geri kazanmak amacıyla yeniden oynama - Kumarın boyutunu gizlemek için yakınlarına yalan söyleme - Kumar nedeniyle önemli ilişkileri, eğitimi veya işi riske atma ya da kaybetme - Kumarın yol açtığı mali sorunlardan kurtulmak için başkalarının maddi yardımına ihtiyaç duyma Tanı psikiyatri hekimi tarafından yapılan kapsamlı değerlendirmeyle konur. Belirtilerin mani gibi başka bir ruhsal durumla daha iyi açıklanıp açıklanmadığı da değerlendirilir. Kumarın yol açtığı zararlar yalnızca para kaybıyla sınırlı değildir. Borçlanma, aile çatışmaları, iş kaybı, hukuki sorunlar, depresyon, madde kullanımı, kendine zarar verme ve intihar düşünceleri ortaya çıkabilir. Kumar oynayan kişinin yakınları da ekonomik ve psikolojik olarak etkilenebilir. # Oyun oynama bozukluğu Oyun oynama bozukluğu, çevrim içi veya çevrim dışı dijital oyun davranışında şu özelliklerin birlikte görülmesiyle tanımlanır: - Oyunun başlama zamanı, süresi, sıklığı veya bırakılması üzerinde kontrolün azalması - Oyuna diğer ilgi alanlarından ve günlük etkinliklerden giderek daha fazla öncelik verilmesi - Olumsuz sonuçlara rağmen oyun davranışının sürdürülmesi veya artırılması Tanı için bu örüntünün kişisel, ailevi, sosyal, eğitimsel ya da mesleki işlevsellikte belirgin bozulmaya yol açması gerekir. Belirtilerin genellikle en az 12 ay boyunca devam etmesi beklenir; ancak ağır sonuçların bulunduğu durumlarda daha kısa bir süre de yeterli olabilir. Çok oyun oynamak tek başına oyun oynama bozukluğu değildir. Oyun oynayan kişilerin yalnızca küçük bir bölümünde klinik düzeyde bozukluk gelişir. Değerlendirmede uyku, eğitim, fiziksel sağlık, sosyal ilişkiler ve günlük sorumluluklardaki değişimler dikkate alınır. # Sorunlu internet, sosyal medya ve akıllı telefon kullanımı “İnternet bağımlılığı” ve “telefon bağımlılığı” günlük dilde yaygın biçimde kullanılsa da güncel tanı sistemlerinde bağımsız birer hastalık olarak tanımlanmamıştır. İnternet bir araçtır; sorun çevrim içi oyun, kumar, alışveriş, sosyal medya veya pornografi gibi belirli bir etkinlikle ilişkili olabilir. Kullanım süresi tek başına tanı koydurmaz. Aşağıdaki durumlar profesyonel değerlendirme gerektirebilir: - Kullanımı azaltma girişimlerinin sürekli başarısız olması - Uyku, eğitim, iş veya ilişkilerin belirgin biçimde zarar görmesi - Kullanımın kişisel bakım ve sorumlulukların önüne geçmesi - Olumsuz sonuçlara rağmen davranışın sürdürülmesi - Çevrim dışı etkinliklere ilginin belirgin biçimde azalması - Kullanımın boyutu hakkında yakınlara yalan söylenmesi - İnternet veya sosyal medyanın sürekli olarak sıkıntıdan kaçmak için kullanılması Sorunlu kullanımın arkasında depresyon, sosyal anksiyete, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, yalnızlık, uyku bozukluğu veya aile içi sorunlar bulunabilir. Tedavi planı bu nedenle yalnızca ekran süresini azaltmaya değil, davranışın altında yatan ihtiyaç ve sorunlara da odaklanmalıdır. # Diğer tekrarlayıcı davranışlar Alışveriş, cinsel davranışlar, pornografi kullanımı, çalışma ve egzersiz gibi davranışlar bazı kişilerde kontrol kaybına ve ciddi zararlara yol açabilir. Ancak bunların her biri resmî olarak davranışsal bağımlılık kabul edilmez. - Kontrol edilemeyen alışveriş, dürtü kontrolü, duygudurum veya başka ruhsal sorunlarla ilişkili olabilir. - Kompulsif cinsel davranış bozukluğu, ICD-11’de dürtü kontrol bozuklukları arasında sınıflandırılır; davranışsal bağımlılık olarak yer almaz. Yüksek cinsel istek tek başına hastalık değildir. - Aşırı egzersiz, yeme bozuklukları, beden algısı sorunları veya kompulsif davranışlarla birlikte görülebilir. - “Yemek bağımlılığı” resmî bir tanı değildir. Kontrol kaybıyla seyreden yeme atakları tıkınırcasına yeme bozukluğu veya başka bir yeme bozukluğu kapsamında değerlendirilmelidir. - Tekrarlayan estetik girişim isteği, bazı kişilerde beden dismorfik bozukluğuyla ilişkili olabilir. - “Aşk bağımlılığı”, “ilişki bağımlılığı” ve “adrenalin bağımlılığı” güncel psikiyatrik sınıflandırmalarda tanı değildir. Bu tür davranışların kişiye zarar vermesi durumunda, kullanılan etiketten bağımsız olarak psikiyatrik değerlendirme yapılması önemlidir. Eşlik eden ruhsal sorunlar Davranışsal bağımlılıklara depresyon, anksiyete bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bipolar bozukluk, madde kullanım bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, yeme bozuklukları ve kişilik sorunları eşlik edebilir. Bütüncül değerlendirme; belirtilerin başka bir ruhsal hastalıkla, kullanılan ilaçlarla veya mani gibi dönemsel bir durumla ilişkili olup olmadığının anlaşılmasına yardımcı olur. Davranışsal bağımlılıklar nasıl tedavi edilir? Tedavi, davranışın türüne, yol açtığı zararlara ve kişinin gereksinimlerine göre planlanır. Başlıca yaklaşımlar şunlardır: - Bilişsel davranışçı terapi - Motivasyonel görüşme - Nüksü önleme çalışmaları - Dürtü ve duygu düzenleme becerileri - Aile veya çift görüşmeleri - Psikoeğitim - Uyku ve günlük yaşam düzeninin yeniden yapılandırılması - Mali, sosyal ve hukuki sorunlara yönelik destek - Eşlik eden ruhsal hastalıkların tedavisi Kumar oynama bozukluğunda kumara erişimin sınırlandırılması, bahis uygulamalarının kaldırılması, ödeme engelleri, mali sorumluluğun geçici olarak güvenilen biriyle paylaşılması ve kişinin kendi isteğiyle oyun platformlarından dışlanması gibi önlemler tedaviyi destekleyebilir. Oyun oynama bozukluğunda amaç her zaman teknolojiyi tamamen bırakmak değildir. Oyun davranışının kontrol altına alınması; uyku, eğitim, iş, fiziksel etkinlik ve sosyal yaşam arasında sağlıklı bir denge kurulması hedeflenir. Çocuk ve ergenlerde aile katılımı özellikle önemlidir. Davranışsal bağımlılıklar için herkese uygun tek bir ilaç bulunmamaktadır. İlaç tedavisi, gerekli görülen seçilmiş durumlarda veya eşlik eden depresyon, anksiyete, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi hastalıkların tedavisinde psikiyatri hekimi tarafından planlanabilir. Ne zaman yardım alınmalıdır? Davranışınızı kontrol etmekte zorlanıyorsanız, bırakma girişimleriniz sonuç vermiyorsa veya bu davranış ilişkilerinizi, ekonomik durumunuzu, eğitiminizi, işinizi ya da ruh sağlığınızı etkiliyorsa psikiyatri uzmanına başvurabilirsiniz. Türkiye’de psikiyatri poliklinikleri için MHRS veya 182 üzerinden randevu alınabilir. YEDAM 115, kumar ve teknoloji kullanımıyla ilgili sorun yaşayan kişilere ve yakınlarına ücretsiz psikolojik ve sosyal destek sağlamaktadır. Kumar veya başka bir davranış nedeniyle kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceniz varsa yalnız kalmayın; 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın veya en yakın acil servise başvurun.
